Enfal Suresi

Nüzul yeri Medine. 75 ayettir.

  • Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

  • 8:1

    (Ey Resulûm) Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'a ve Resûlüne aittir (onlar adına adil bir devlet ve hükümet bu işi yürütmelidir) . Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin." (Çünkü mü'minler Kur'an'ın ve Resulûllah'ın yolundan giderler).

  • 8:2

    (Gerçek) Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperip (Kur'an'ın hükmüne yönelir ve Allah'a teslimiyet gösterirler) . O'nun ayetleri okunduğunda (bu onların) imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül (ve teslimiyet) gösterirler.

  • 8:3

    Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (severek ve sadece Allah'ın rızasını gözeterek) infak ederler. (Hayırda ve Hakk yolunda harcayıverirler.)

  • 8:4

    İşte gerçek mü’minler bunlardır. Rableri katında onlar için dereceler, bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

  • 8:5

    Hani Rabbin Seni evinden Hakk uğrunda (Bedir savaşına) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksiz davranmıştı.

  • 8:6

    Hakk ortaya çıkmış iken, sanki göz göre göre mutlak ölüme sürülüyorlarmış gibi (cihad hususunda) Seninle (boşuna) tartışıp duruyorlardı.

  • 8:7

    Hani Allah, iki topluluktan birinin sizin olacağını (onların gücünden, birikim ve ganimetinden sizin yararlanacağınızı) va'detmişti; siz ise şevketsiz olan (daha kolay ele geçirilip yararlı olacağına inanılan) ın sizin olmasını dilemiştiniz. Oysa Allah; Kelimeleri (Kur'ani hüküm ve haberleri) ile Hakkı (n hâkimiyetini) gerçekleştirmek ve inkârcıların (ve münafıkların) arkasını kesmek (zulüm ve hıyanet saltanatlarını sizin elinizle ve hakikati tebliğ eden gayretinizle devirmek) istiyordu.

  • 8:8

    Mücrimler (sorumluluktan kaçan utanmaz suçlu günahkârlar) istemese de (Allah) Hakkı gerçekleştirip (üste çıkarmak) ve Batılı geçersiz kılmak ve ortadan kaldırmak (diliyordu) .

  • 8:9

    Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da, “Ben peş peşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim” diyerek duanıza icabet etmişti.

  • 8:10

    Allah bunu, yalnızca bir müjde olması ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah'ın katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 8:11

    Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılıvermek, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırıp yerleştirmek için size gökten su (yağmur) indiriyordu.

  • 8:12

    Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz Ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkâr edenlerin kalplerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (Ey Müslümanlar), vurun (zalim kâfirlerin) boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına" (buyurmuştu).

  • 8:13

    Bu (Allah'ın gazabına uğramaları) elbette, onların Allah'a ve Elçisine muhalefet edip başkaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah'a ve Elçisine başkaldırır (da Hakk yoldan ayrılır) sa, şüphesiz Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

  • 8:14

    İşte bu sizin; (hak ettiğiniz beladır, dünyada iken) tadın bunu. İnkâra sapanlara (ayrıca ahirette) bir de ateş azabı vardır.

  • 8:15

    Ey iman edenler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız (ve onların hücumuna uğradığınız) zaman, onlara arka çevirmeyin (direnin ve mücadeleden kaçmayın) .

  • 8:16

    Kim onlara böyle bir günde -yine tekrar savaşmak için bir yana çekilen, ya da bir başka bölüğe katılmak için yer değiştiren dışında- arkasını çevirir (de cihattan ve Hakk davadan vazgeçerse) , gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri cehennem olacaktır. O ne kötü bir yataktır.

  • 8:17

    Onları siz öldürmediniz, ama onları Allah öldürdü. (Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te, düşmana karşı top gülleleri ve tüfek mermilerine dönüşen kumları avucuna alıp) Fırlattığın zaman da Sen atmadın, fakat Allah attı. Mü'minleri kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için böyle (yaptı.) Şüphesiz Allah, İşitendir, Bilendir.

  • 8:18

    İşte size (hikmet ve hakikatleri) böyle (açıklıyorum) … Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıverendir.

  • 8:19

    (Ey kâfirler!) Eğer fetih istiyor idiyseniz, işte size fetih (fırsatı ve şansı Hz. Muhammed'le gelmiştir) ; eğer (inkârdan ve eski yaptıklarınızdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yok, geri (küfre) dönerseniz Biz de (azaba) döneriz. Topluluğunuz çok da olsa, size bir şey sağlayamaz. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

  • 8:20

    Ey iman edenler! Allah'a ve Resulûne itaat edin. (Bu emri, Kur'an'ın hüküm ve haberlerini) İşittikten sonra ondan yüz çevirip dönmeyin.

  • 8:21

    Duymadıkları (dinleyip anlamadıkları) halde, " (tamam) işittik" diyenler gibi de olmayın (ki bu münafık özelliğidir).

  • 8:22

    (Zira) Allah katında yerde debelenip dolaşan canlıların en şerlisi (ve en değersizi) aklını kullanmayan (gerçeklere kulak tıkayan ve Hakkı konuşmayan) sağır ve dilsizler (gibi davranan kimseler) dir.

  • 8:23

    (Bu insan suretli hayvanlarda) Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara (Kur'ani gerçekleri dinletip) işittirirdi. (Gerçi) İşittirseydi bile, (Hakk davaya) arka dönen (dönekler) olarak (yine) yüz çevirirlerdi.

  • 8:24

    Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edip (emirlerine uymalısınız) . Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer (layıksa hidayet nurunu artırır, müstahaksa dalalet yolunu kolaylaştırır) ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.

  • 8:25

    İçinizden yalnız zalimlere dokunmakla kalmayacak (gayesiz ve gayretsiz olursanız hepinizi kuşatacak) olan fitneden sakının (ki, sadece aranızda haksızlık ve ahlaksızlık yapanları kuşatmayacak, ülkedeki ve yeryüzündeki zulüm odaklarına destek olanlar ve fesat çıkaranlara göz yumanlar da bu beladan kurtulamayacaktır) . Bilin ki, gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

  • 8:26

    Hatırlayın ki bir zaman siz çok azdınız, müstaz'aftınız (zayıf bırakılmıştınız , bulunduğunuz her) yerde (bütün ülkelerde ve bölgelerde) hırpalanıyor (hakaret ve haksızlığa uğratılıyor) dunuz. (Hatta o hale gelmiştiniz ki) İnsanların sizi kapıp götürmesinden (tutuklayıvermesinden) korkuyordunuz. (Ama) Allah (c.c.) (bütün bu olumsuz şartlarda, haset ve hıyanetler altında bile) size sahip çıktı ve barındırdı. Sizi (manevi) yardımıyla destekledi (ve başarılı kıldı. Sizi en güzel şekilde) ve en temiz şeylerle rızıklandırdı... Ta ki şükredesiniz (şuurlu ve sorumlu davranasınız) .

  • 8:27

    Ey iman edenler! Allah ve Resulûnün (davasına) hıyanet etmeyin. (Böyle yaparsanız) Bile bile kendi emanetlerinize (huzur ve emniyetinize) de hıyanet etmiş olacaksınız.

  • 8:28

    Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan vesilesidir; mal, makam ve evlat hatırına, Hakk'tan ve hayırdan ayrılmayanlar için) Allah yanında ise büyük bir mükâfat vardır.

  • 8:29

    Ey İman edenler! Eğer Allah'tan korkup (küfür ve kötülüklerden sakınıp iyiliklere yapışırsanız, haram ve haksızlıklardan kaçınıp hayırlara çalışırsanız) O size (Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, yararlıyı zararlıdan, mü'mini münafıktan ayıran) furkan (feraset ruhu ve hidayet şuuru) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazilet sahibi olandır.

  • 8:30

    (Ey Resulûm) İnkârcılar seni tutup bağlamaları (ve hapse atmaları) , veya öldürmek (suretiyle Senden kurtulmaları, ya da Seni ülkenden çıkarıp) sürgüne yollamaları için, aleyhinde tuzak kuruyor (ve hesap yapıyorlardı) . Onlar Sana bu hileyi düşünürken Allah da onlara tuzak kuruyordu. (Sana hicret emri vererek Medine'ye gitmeni ve İslâm devletini kurarak geri dönüp Mekke'yi fethetmeni ve müşrik düzenle­rini tepelemeni kolaylaştırıyordu.) Doğrusu Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.

  • 8:31

    (Zahiri mü'min, kalbi münkir olanlar) Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; " (tamam) işittik (ama bunların Allah'ın ayetleri olduğundan şüpheliyiz) , istesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başkası değildir" (iddiasında bulunmaktadır).

  • 8:32

    (İnkârcılar ve münafıklar) Bir de: "Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdırıver veya acı bir azap getir (de görelim) " diyorlardı.

  • 8:33

    Oysa Sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azaplandıracak değildir. Ve onlar, bağışlanma dilemektelerken de, Allah onları azaplandıran olmayacaktır.

  • 8:34

    Onlar, (müşrikler ve işbirlikçiler) Mescid-i Haram'dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) dostları ve koruyucuları değilken, Allah ne diye onları azaplandırmasın? Onun (Beytullah ve civarının asıl) koruyucuları ve sadık mensupları yalnızca korkup sakınan muttaki (müslümanlar) dır. Ancak onların (inkârcıların ve münafıkların) çoğu (gerçeği) bilmeyen (iman ve İslam cahili insanlardır, doğru düşünüp değerlendirmekten uzaktırlar) .

  • 8:35

    (Müşrik takımının) Onların Beyt (-i Şerif) önündeki duaları, ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başkası değildir. (Ahirette) Artık inkâr ettikleriniz dolayısıyla tadın azabı (buyrulacaktır).

  • 8:36

    Gerçek şu ki, münkirler (ve münafık kesimler, insanları) Allah'ın yolundan (Kur'ani kanun ve kuralların uygulanmasını) engellemek için mallarını harcayıp (halkı kandırmaya ve ayağını kaydırmaya çalışmaktadır) ; bundan böyle de harcayacaklardır. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, (çünkü Allah az bir sadıklar topluluğu eliyle Hakkı hakim kılacaktır), sonra da bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler (ve işbirlikçi nankörler) sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.

  • 8:37

    Bu, Allah'ın murdar olan (küfür ve kötülük ehlini), pak ve temiz olan (iyi niyetli ve istikametli mü'minlerden) seçip ayırması (herkesin ayarını ortaya koyması) ; murdar (olanların) bir kısmını bir kısmının üzerine (musallat) kılıp, (birbirlerinin pisliğini ortaya çıkarması, sonra) hepsini yığınlar halinde cehenneme atması içindir. İşte bunlar (dünya ve ahirette) hüsrana uğrayanlardır.

  • 8:38

    O inkâr edenlere de ki: "Eğer (küfür ve kötülükten) vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır. Ama yine (şirke) dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet (İlahi musibet ve felaket), muhakkak (onların da başından) geçmiş olacaktır."

  • 8:39

    (Ülkemizde ve yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya, (tüm fesat odakları kurutuluncaya ve böylece) Dinin (adalet düzeninin) hepsi Allah'ın (rızasına uygun) oluncaya kadar (zalim ve kâfirlerle) çarpışın (ve mücadeleyi bırakmayın) . Şayet (zulüm ve fitneden) vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir (siz de kendi hallerine bırakın) .

  • 8:40

    (Buna rağmen bazıları tekrar Hakktan ve barıştan) Geri dönerlerse, bilin ki gerçekten Allah, sizin Mevla'nızdır. (Döneklerden ve dış güçlerden korkmayın.) O, ne güzel Mevla'dır ve ne güzel yardımcıdır.

  • 8:41

    Bilin ki, 'ganimet olarak ele geçirdiğiniz' şeylerin beşte biri (devlet ve millet hizmetinde kullanılmak üzere); muhakkak Allah'ın, Resûlün, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcularındır. Eğer Allah'a, ve Hakk ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun karşı karşıya kaldığı (ve mü'minlerin kazandığı) günde (Bedir'de) kulumuza (Hz. Muhammed Aleyhisselam'a) indirdiğimize (Kur'ani hükümlere) iman ediyorsanız (ganimeti böyle bölüşün) . Allah, her şeye güç yetirendir.

  • 8:42

    Hani siz vadinin yakın kenarında, onlar uzak yamacındaydılar; (Şam'dan gelen müşriklere ait ticari) kervan ise sizden daha aşağıdaydı. Eğer (önceden düşmanlarınızla) sözleşseydiniz bile, kesinlikle (sizin için en uygun) buluşma yeri ve vakti hakkında anlaşmazlığa düşerdiniz; ancak Allah, olacağı olan işi gerçekleştirmek için (böyle yaptı) . Böylece helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra ("bilmedim, ikaz edilmedim" gibi bir mazerete sığınma imkânı kalmadan) belaya ve cezaya uğrasın; (manevi olarak ve karakter bakımından) diri kalacak (dünya ve ahirette izzet ve saadete ulaşacak) kişi de, (yine apaçık bir delil ve bilgiyle hayatta kalıp huzura ulaşsın) . Şüphesiz Allah, gerçekten İşitendir, Bilendir.

  • 8:43

    Hani Allah, onları (düşman ordularını) Sana uykunda (sayıca) az gösteriyordu; eğer Sana çok gösterseydi, gerçekten yılgınlığa kapılacaktınız ve (cihatla ilgili) iş konusunda gerçekten çekişmeye başlayacaktınız. Ancak Allah (mü'min mücahitlere) esenlik (kurtuluş) bağışladı. Çünkü O, elbette sinelerin özünde saklı duranı Bilendir.

  • 8:44

    Karşı karşıya geldiğinizde, Allah, 'olacağı olan (takdir buyrulan) işi gerçekleştirmek' için, onları (düşmanları) gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. (Böylece siz onları güçlü görüp ürkmüyor, onlar ise sizi zayıf görüp tedbirsiz davranıyordu.) Ve (bütün) işler Allah'a döndürülmektedir. (Herkesin ve her şeyin hesabı O'nun huzurunda görülecektir.)

  • 8:45

    Ey iman edenler! (Düşman) Bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, sebat edip dayanıklık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin (zaferi de, zahmeti de O'ndan bilin) ki, kurtuluşa (felaha) erişesiniz.

  • 8:46

    Ey mü'minler! (Hem) Allah'a, (hem) O'nun peygamberine itaat ediniz; birbirinizle uğraşıp çekişmeyiniz; sonra korkaklaşıp kuvvetten düşersiniz; (şevketiniz ve devletiniz elinizden gider, kâfirlerin ve zalimlerin güdümüne girersiniz) . Bir de (her türlü zahmet ve musibete) mutlaka sabrediniz, (her türlü düşman ve tehlike karşısında metanetli hareket ediniz ve gevşeklik göstermeyiniz) iyi biliniz ki Allah sabredenlerle beraberdir (onlara manevi destek sağlamaktadır).

  • 8:47

    Bir de (sakın kendi gücüne güvenerek) yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.

  • 8:48

    (Hani) O zaman şeytan (i güçler) kendilerine amellerini çekici göstermiş ve onlara: "Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım" demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu (makam ve menfaat için karşı karşıya geldi) o (şeytani güçler) , iki topuğu üstünde geri dönmüş ve: "Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan da korkuyorum" demişti. Allah (Hakka ve hayra hıyanet edenleri ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

  • 8:49

    (Dış Güçler ve Şeytani Merkezlerle irtibat kurup imkân ve iktidara kavuşan) Münafıklar ve kalbinde maraz olanlar (Hakk davada ve hayır yolunda sabit ve sağlam kalan mü'minlere) : "Bunları dinleri (ve Allah'ın va'dine olan hayali güvenleri) aldatıp şımartmıştır (ve bu yüzden büyük güçlere ve zalim yönetimlere kafa tutmaya başlamışlardır)" diyorlardı. Oysa kim Allah'a tevekkül ve teslimiyet gösterirse, şüphesiz (onu zafere ulaştıracaktır, çünkü) Allah Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibi (hükümrandır) .

  • 8:50

    Meleklerin, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkâr edenlerin (ve nankör döneklerin) canlarını alırken (pişman ve perişan hallerini bir) görmelisin.

  • 8:51

    Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler (kötülük ve nankörlükler) yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara asla zulüm (haksızlık ve yanlışlık) edici değildir.

  • 8:52

    Firavun ekibinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı (ve gafil tavrı) gibi Allah'ın ayetlerini inkâr ettiler de, Allah da onları günahlarından dolayı yakalayıverdi. Şüphesiz, Allah, en büyük kuvvet sahibidir, (acı ve alçaltıcı bir akıbetle) sonuçlandırması pek şiddetlidir.

  • 8:53

    (Bunun) Nedeni şudur ki: Bir kavim (toplum) , kendinde olanı (iman esaslarını ve İslam ahlâkını) değiştirip (küfre ve zulme yönelmedikçe) Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz İşitendir, Bilendir.

  • 8:54

    (Bunların düşüncesi ve hareketi) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibidir. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanlamıştı; Biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik ve Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi.

  • 8:55

    Allah katında canlıların (yerde yürüyen mahlukatın) en kötüsü, şüphesiz (gizli-açık) kâfirler (ve Hakka hıyanet edenler) dir. Onlar artık iman etmeyeceklerdir.

  • 8:56

    Bunlar (ın bazısı) , içlerinden kendileriyle antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahitlerini bozup (hıyanet etmişlerdir) . Onlar Allah'tan korkmayan ve azabından sakınmayan (kişilerdir) .

  • 8:57

    Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar (ı caydırabilesin) . Umulur ki ibret alıp (Hakka ve hayra yönelirler) .

  • 8:58

    Eğer bir kavmin ihanet edeceğinden (ve huzur ve hürriyet içinde yaşadığınız ülkenize hücuma geçeceğinden) kesin olarak korkarsan, Sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) bozup atabilirsin. Gerçekten Allah, ihanet edenleri sevmez.

  • 8:59

    İnkâr (ve nankörlük) edenler, yakayı kurtarıp geçip gideceklerini sanmasınlar; gerçek şu ki, onlar (Bizi) aciz bırakamazlar. (Kötülüklerinin unutulacağını ve Allah'ı atlatacağını zannedenler gafillerdir.)

  • 8:60

    Onlara (gizli, açık düşmanlara) karşı gücünün yettiği kadar (bütün imkânları kullanarak siyasi, askeri ve iktisadi her türlü) kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar, (üretilip devamlı bakımı yapılan uçaklar, füzeler ve tanklar) hazırlayın. Ki bunlarla Allah'ın ve sizin düşmanlarınızı ve Allah'ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer (gizli şer ve nifak odaklarını) korkutasınız (caydırıcılık gücüne sahip olasınız. Bu konuda cimrilik ve tedbirsizlik yapmayınız) Allah yolunda (cihat uğrunda) her ne harcarsanız, size tam olarak ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. (Allah adalet sahibidir.)

  • 8:61

    Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, Sen de onlara yanaş ve (siyasi kabiliyetini kullanarak bu anlaşmadan kârlı çıkmak hususunda tedbir al ve) Allah'a güven. Zira O gerçekten İşitendir ve her şeyi hakkıyla Bilendir.

  • 8:62

    Onlar Seni aldatmak isterlerse, şüphesiz Allah Sana yeterlidir. O Seni yardımıyla ve mü'min'lerle destekledi (ve destekleyecektir).

  • 8:63

    Ve onların kalplerini uzlaştırıp birbirine bağladı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 8:64

    Ey Nebi (m), Sana ve Seni izleyen mü'minlere Allah kâfidir. (Allah'ın koruyup desteklediğine hiç kimse zarar veremeyecektir).

  • 8:65

    Ey Nebi (m, hesap edilmeyen tehlikeleri önlemek, muhtemel sıkıntı ve saldırıları engellemek için) mü'minleri savaşa hazırlıklı olmaya (sürekli ve sistemli olarak) teşvik et. Sizden sabırlı (eğitimli, kararlı ve cesur) yirmi kişi (lik özel bir birlik oluşursa,) iki yüz kâfire galip gelirler. Sizden (sadık ve sağlam) yüz kişi (lik özel bir birlik hazırlanırsa; bunlar; iman sözleşmesindeki taahhütlerini unutanlardan, yani Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile) küfre sapanlardan bin kişiye galip gelirler. Bu, onların (Kur'an davetini ve akıbetlerini düşünmeyen) kavrayışı kıt ve anlayışsız bir toplum olmaları nedeniyledir.

  • 8:66

    Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi (ği için sayı oranını değiştirdi. Artık) Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratabilir; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.

  • 8:67

    Hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya (duruma hakim oluncaya) kadar, (düşmanlarından) esir alması (ve diyet karşılığı bırakması) yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size dünyada zafer ve izzeti ve asıl) ahiret (saadetini) istemektedir. Allah, Üstün ve Güçlüdür, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 8:68

    Eğer Allah'ın geçmişte bir yazması (merhamet buyurup bağışlaması) olmasaydı, (esirleri bırakıp fidye olarak) alıverdiğiniz (menfaate) karşılık size gerçekten büyük bir azap dokunuverecekti.

  • 8:69

    Artık (savaşta galip gelip) ganimet olarak elde ettiklerinizden (yetkililerce size pay olarak verilenlerden) helal ve temiz olarak yeyin ve (ganimette hilekârlık ve haksızlık yapma konusunda) Allah'tan korkup-sakınıverin. Şüphesiz Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.

  • 8:70

    Ey Nebi (m) , Ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allah, sizin kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse (görürse) size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir."

  • 8:71

    (Ey Resulûm) Eğer Sana hainlik yapmak isterlerse (üzülme ve bekle), onlar daha önce Allah'a da hainlik yapmışlardı. (İşte bak sonunda) Bu yüzden Allah o hainlere karşı Sana fırsat ve ruhsat verdi. (O hainleri Senin elinle yaptıklarına pişman ve perişan etti.) Elbette Allah her şeyi hakkıyla Bilendir ve her işi Hikmetli ve güzeldir.

  • 8:72

    Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin (gerçek) velisi (ve destekçisi) olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz (koruma ve kollama mecburiyetiniz) yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, (onlara) yardım (ve destek vermek) üzerinizde bir yükümlülük gereğidir. Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, yaptıklarınızı Görendir.

  • 8:73

    (İslam'ı ve Kur'ani esasları gereksiz ve geçersiz sayıp) İnkâr edenler (hangi kavim ve görüşten olursa olsun, onlar) birbirlerinin velileri (ve şeytani düşüncelerin destekleyicileri) dir. (Ey Mü'minler) Eğer siz böyle hareket etmez (Hakk ve hayır üzerinde birbirinizi desteklemezseniz), yeryüzünde (ve ülkenizde) fitne ve hezimet meydana gelecek ve büyük bir fesatçılık ve bozgunculuk alıp yürüyecektir.

  • 8:74

    Onlar ki iman ettiler, hicret ettiler, Allah yolunda cihad ettiler ve onlar ki (hicret edenleri) barındırdılar ve yardım ettiler. İşte onlar (Muhacirin ve Ensar) gerçek (hakkıyla) mü'minlerdir ve onlar için (günahlardan) bağışlanma ve (cennette) bol rızık vardır. (Büyük nimet ve faziletlere erişeceklerdir.)

  • 8:75

    Bundan sonra (gerçekten) iman edip (dinleri ve davaları uğrunda) hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar sizdendir. Akrabalar, Allah'ın Kitabına göre, birbirlerine (mirasta) önceliklidir. Doğrusu Allah her şeyi Bilendir.