Mümtehine Suresi

Nüzul yeri Medine. 13 ayettir.

  • Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

  • 60:1

    Ey iman edenler (sakın) , Benim de düşmanım Sizin de düşmanınız olan (kişileri, çevreleri ve ülkeleri) evliya (dost ve müttefik) edinmeyin. (Zalim ve kâfir güçlerin hükmüne ve himayesine girmeyin. Bu uyarılarıma rağmen hangi sebep ve beklentiyle) siz hâlâ onlara karşı meveddet (yaranmak için muhabbet ve destek) yöneltmektesiniz; oysa onlar size Hakk'tan gelen (Kur'ani emir ve hükümleri) inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah'a imanınızdan dolayı, Elçiyi de, sizi de (hürriyetlerinizden ve hükümet etmekten) çıkarıp (izzetli hayatın dışına itmişlerdir). Eğer siz, Benim uğrumda (Kur'an'ın adalet kurallarını hâkim kılmak ve herkese temel insan haklarını sağlamak üzere) CİHAD etmek ve Benim rızama erişmek (niyeti ve gayretiyle yola) çıkmış iseniz; (nasıl oluyor da halâ kalbinizin içinde zalim ve kâfir güruhuna) onlara karşı meveddet (sevgi ve destek) gizliyorsunuz? (Oysa) Ben sizin gizli tuttuklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (zalim ve kâfir güçlere yaranmaya ve sığınmaya çalışırsa) artık o (nun Hakk) yolun ortasından şaşırıp-sapmış olduğu (kesindir) .

  • 60:2

    Eğer onlar, sizi (her yönden zayıf ve çaresiz konumda) yakalayıp ele geçirirlerse, (kesinlikle) sizin düşmanınız gibi hareket (ve hakaret) edecekler ve size ellerini ve dillerini kötülük için uzatıp (zahmet ve eziyet vereceklerdir) . Ve onlar inkâr etmenizi arzu edip dayatmak üzere (çeşitli hile ve hıyanetler peşindedir) .

  • 60:3

    (Şayet bunlara kanacak olursanız) Ne yakın akrabalarınız, ne de çocuklarınız, kıyamet günü size hiçbir yarar sağlayamaz. (Allah onlarla) Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

  • 60:4

    (Ey mü'minler! Hz.) İbrahim'de ve Onunla beraber (hareket edenlerde) sizin için (şöyle) güzel bir örnek vardır. Hani Onlar kendi (sapık) kavimlerine demişlerdi ki: Biz sizlerden ve Allah'tan gayrı tapındığınız (her şeyden ve herkesten) uzağız!. (Böylece) Sizi (sisteminizi ve batıl düşüncelerinizi) tanımayıp inkâr etmiş bulunmaktayız!. Artık sizinle (her türlü teslis akidesinden, şirkten ve zulümden vazgeçip) ; Allah'a "Bir" olarak (Cenabı Hakkın; Zatında, İcadatında, İcraatında ve Şeriatında asla eşi ve şeriki olmadığı gerçeğini kavrayıp) iman edinceye kadar, aramızda ebedi bir düşmanlık ve kin tutmaklık (ayrılık ve aykırılık) baş göstermiştir. Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez" demesi hariçtir. (Mü'minlere gereken:) "Ey Rabbimiz, biz Sana tevekkül ettik ve 'içten Sana yöneldik.' Dönüş Sanadır" (diye dua etmektir) .

  • 60:5

    "Rabbimiz, bizi inkârcılar (kâfirler ve münafıklar) için bir fitne (aleti) kılma! (onların bizi kandırıp kullanmasına fırsat tanıma) ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen Üstün ve Güçlüsün, Hüküm ve Hikmet sahibisin."

  • 60:6

    Andolsun, onlarda (Peygamberlerde ve sadık takipçilerinde) sizlere, Allah'ı ve ahiret gününü umut edenler için güzel bir örnek vardır. Kim (Hakk'tan ve hayırdan) yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy'dir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan sonsuz zengindir) , Hamid'dir (övülmeye layık olan Rabbinizdir) .

  • 60:7

    Ama umulur ki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz (den iyi niyet sahipleri) arasında bir sevgi-bağı meydana getirir (ve onları da hidayete eriştirir) . Allah, Güç yetirendir. Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

  • 60:8

    Allah, sizinle din konusunda savaşmayan (dininizin hükümlerini yaşamaya engel olmaya çalışmayan) lara, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayan-lara (ve temel insan haklarınızdan mahrum bırakmayanlara) iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi men etmez (insaflı ve itaatli gayri müslim insanlara hoş ve yumuşak davranmak gerekir) . Çünkü Allah, adalet yapanları sevendir.

  • 60:9

    (Ancak ey mü'minler) Allah, din konusunda sizinle savaşanları (İslam'ı yıkmaya ve yozlaştırmaya çalışanları) , sizi yurtlarınızdan (huzur ve hürriyet ortamınızdan) sürüp çıkaranları; ve (sindirilip susturulmanız ve esir konumuna sokulmanız üzere yurdunuzdan ve haklarınızdan) uzaklaştırılıp çıkarılmanız için (uğraşan Yahudi, Hıristiyan ve müşriklere) arka çıkanları, veli (rehber, dost, yoldaş) edinmenizden (şiddetle) sakındırıp (yasak etmektedir) . Kim bunları dost edinip (peşinden giderse) , artık onlar gerçekten zalimlerin ta kendileridir.

  • 60:10

    Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. (Gerçi) Allah, onların imanlarını daha iyi Bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını (Dini gayretle ve iyi niyetle yola çıktıklarını) bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kâfirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kâfir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanızda da artık size bir güçlük yoktur. Kâfir (kadın) ların ismetlerini (nikâhlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.

  • 60:11

    Ve eğer eşlerinizden (kâfirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kâfirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkup (kötülükten vazgeçin) .

  • 60:12

    Ey Nebi (m) ! Mü'min kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinaya bulaşmamak, çocuklarını öldürmeye kalkışmamak, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak) , ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan ve itirazdan sakınmak üzere, Sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

  • 60:13

    Ey iman edenler! Allah'ın gadabına uğramış bir kavmi (fikren ve fiilen Yahudileşmiş kesimleri, sakın) veli (yönetici) edinmeyin… Ki, kâfirler kabirde olanlardan ümitlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümitlerini kesmiş (sadece dünyaya yönelmişlerdir) .