Ahzab Suresi

Nüzul yeri Medine. 73 ayettir.

  • Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

  • 33:1

    Ey (Ahir Zaman) Nebisi! Allah'tan (gereği gibi) kork (rızasına aykırı davranmaktan sakın) , kâfirlere ve münafıklara (kesinlikle ve hiçbir şekilde) itaat etme (sakın boyun eğme!) Şüphesiz Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır.

  • 33:2

    Sana Rabbinden vahyedilene uy (Allah'ın ayetlerini eğip bükerek şeytani heves ve hesaplar güdenleri bırak) . Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan Haberdardır.

  • 33:3

    (Her girişiminde ve her süreçte sadece) Allah'a tevekkül et; (çünkü) vekil olarak Allah yeterlidir. (O Kendine sığınan sadıkları koruyup kollayacaktır.)

  • 33:4

    Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmamış (iki gönül yaratmamıştır. İmanla inkârın ve nifakın bir kalpte barışık bulunması imkânsızdır), ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmamıştır, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymamıştır. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylediğiniz (boş laflardır. Her konuda elbette) Hakkı söyleyen ve (doğru olan) yola yöneltip-ileten ise ancak Allah'tır.

  • 33:5

    Onları (evlat edindiklerinizi öz) babalarına nispet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adil ve doğru olandır. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda (sorumluluk) vardır. Allah Bağışlayandır, Esirgeyip Koruyandır.

  • 33:6

    (Hz.) Peygamber (A.S. gerçek ve samimi) mü'minlere kendi nefislerinden daha evladır (değerli ve önceliklidir) ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (yakın akrabalar) da, Allah'ın Kitab'ında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak (sadık) dostlarınıza ma'ruf üzere (örfe uygun) yapacaklarınız (yardımlar) başka; bunlar Kitap'ta yazılmış (Kur'an'da açıklanmış) bulunmaktadır.

  • 33:7

    Hani Biz peygamberlerden (tebliğ görevini yapmak üzere) kesin sözlerini almıştık; Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan; Biz onların (hepsinden) sapasağlam bir söz almıştık.

  • 33:8

    (Allah) Doğru olanlara (bu) doğruluk (ve bağlılık) larını (n niyetini ve neticesini) sorması için (böyle davranmaktadır) . Kâfirlere ise (Allah) acı bir azap hazırlamıştır.

  • 33:9

    Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani (Hendek savunmasında) size (hücum eden müşrik) ordular (hırsla ve hınçla üzerinize) gelmişti; böylece Biz de onların üzerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı Görendir (ve mü'min kullarına sahip çıkandır) .

  • 33:10

    Hani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmiş (ve hücuma geçmişlerdi de korkudan) gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım olumsuz) zanlarda bulunmaya (başlamıştınız) .

  • 33:11

    İşte orada, iman edenler sınanmış ve şiddetli bir sıkıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı.

  • 33:12

    O sırada münafıklar ve kalbinde maraz olanlar: "Allah ve Resulû bizi boş ve imkânsız (zafer ve ganimet) vaadleriyle (oyalayıp aldatıyorlar) " diyerek (fesatlık yapmış ve kafaları karıştırmışlardı) .

  • 33:13

    O münafıklardan bir grup da demişti ki: "Ey Yesrib (Medine) halkı! Artık size duracak yer yok, (haydi durmayın evlerinize) dönün (yahut: Artık bu dinde durmanız doğru değil, dönün ve ayrılın.) " Onlardan bir topluluk da: "Evlerimiz (sağlam ve korunaklı değil) açıktır (ve sahipsiz kalmıştır) " diyerek Peygamberden izin istiyordu. Oysa onların evleri açık değildi, sadece kaçmak istiyorlardı.

  • 33:14

    Eğer onlara (şehrin her) yanından girilip saldırılsaydı, sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları ve Hakktan kopup ayrılmaları) istenmiş olsaydı; hiç şüphesiz buna hemen yanaşacak, bu konuda pek az duraklayacaklar ve onu hemen yapacaklardı.

  • 33:15

    (Hâlbuki) Andolsun, daha önce "arkalarını dönüp kaçmayacaklarına (ve İslam davasından kaytarmayacaklarına) " dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur. (Ahdine vefa etmeyenler belasını bulacaktır.)

  • 33:16

    (Ey Resulûm, cihattan kaytaranlara) De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten (korkup) kaçıyorsanız, (bu) kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; (yanlış bir zanla) böyle olsa bile, (o takdirde yine) pek az (bir zaman) dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız (ölümden asla kurtulamazsınız) ".

  • 33:17

    De ki: "Eğer size bir kötülük isteyecek olsa sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaktır.

  • 33:18

    Gerçekten Allah, içinizden (cihattan ve din yolunda fedakârlıktan) alıkoyanları (münafıkları) ve kendi ihvanına (ve yaranlarına): 'Bize gelip (katılın ve sıkıntıları sırtınızdan atın) ' diyenleri bilip durmaktadır. (Münafıklar) Bunlar, pek azı dışında (şiddetli ve tehlikeli mücadele sıkıntılarına ve) savaş şartlarına gelemezler. (Onların bazıları hariç, çoğu; cihat zorluğuna, rahat ve menfaat yokluğuna katlanan olmamıştır.)

  • 33:19

    (Münafık ve marazlı kimseler cihat hizmetine geldiklerinde de) Size karşı 'cimri ve bencildirler (ucuz kahramanlığı ve nefsi çıkarlarını gözetirler) '. Şayet (rahatlarının ve hayatlarının tehlikeye gireceği) korkusu gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. (Bu kuşku ve) Korku gidince (tehlike geçince) , hayra karşı (ganimet-mal-makam hırsıyla) oldukça düşkünlük göstererek; sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek ağır sözler) söyleyeceklerdir. İşte onlar (hakiki) iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır.

  • 33:20

    Onlar (münafıklar, korkaklıklarından dolayı düşman) birliklerinin halâ gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (düşman) birlikler (geri) gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin (felaket ve hezimet) haberlerinizi (oradan) sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı. (Hemen kaçıp kaytarırlardı.)

  • 33:21

    Andolsun sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredip (Rabbine bağlananlar ve Kur'ani gerçekleri ananlar) için Allah'ın Resulû'nde (her konuda uyulacak) en güzel (ve mükemmel) bir örnek vardır. (Huzur ve şuurla yapılan devamlı zikir ve fikir, insanı örnek alınacak bir tevekkül ve teslimiyet olgunluğuna ulaştırır.)

  • 33:22

    (Sadık ve sağlam) Mü'minler ise (düşman) birliklerini gördükleri zaman (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resulû'nün bize vadettiği (ve haber verdiği) şeydir (zalim ve güçlü saldırganları yenmek için bize manevi yardım edilecektir) ; Allah ve Resulû doğru söylemiştir." Ve (bu tehdit ve tehlikeler) sadece onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırmaktan (başka sonuç doğurmamıştır) .

  • 33:23

    Mü'minlerden öyle erkek adamlar vardır ki, Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirip (Hakk uğrunda canını vermiştir) , kimi de (gönülden cenneti ve şahadeti umup) beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme (ve bahane) ile (Allah adına verdikleri sözlerini) değiştirmemiştir.

  • 33:24

    Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükâfatlandıracak, münafıkları da dilerse azaplandıracak veya tövbe (nasip edip tövbe) lerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

  • 33:25

    (Sonunda) Allah, (Medine'yi kuşatan) kâfirleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra (ve başarıya) erişememişti. Savaşta Allah (yardımcı ve zafer nasip edici olarak) mü'minlere yetti. Allah çok Güçlüdür, Üstün ve Galiptir.

  • 33:26

    (Hendek harbinde) Allah, Ehl-i Kitaptan (olup da) onlara (müşrik düşmanlara) yardım edip arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürüverdi; siz onlardan bir kısmını öldürüyor bir kısmını da esir alıyordunuz (ki bunlar Allah'ın sayesinde idi) .

  • 33:27

    Ve (Allah) sizi (cihadınız ve sadakatınız sonucu) onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yerlere (ve imkânlara) mirasçı kıldı (ve kılacaktır) . Allah, her şeye güç yetirendir (Mutlak Kadir olandır) .

  • 33:28

    Ey (Aziz) Peygamber! (Dünyalık rahatları ve menfaatleri için Seni üzen) eşlerine söyle: "Eğer siz dünya hayatını ve onun süslü-çekiciliğini (ziynetli giyim kuşamını) istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım (boşanma bedellerinizi ödeyeyim) ve güzel bir ayrılma tarzıyla sizi salıverip bırakayım."

  • 33:29

    (Yok) "Eğer siz Allah'ı, Resûlü'nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, artık hiç şüphesiz Allah, içinizden iyilik-güzellik (sadakat ve kanaat) ehli olanlar için büyük ecir hazırlamıştır."

  • 33:30

    Ey Peygamberin hanımları, sizden kim açık bir çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak arttırılır. Bu da Allah'a göre pek kolaydır.

  • 33:31

    Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona da ecrini iki kat veririz. Ve biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır.

  • 33:32

    Ey Peygamber hanımları! Siz kadınlardan herhangi birileri gibi değilsiniz. (Bu nedenle rastgele ve laubali davranamazsınız). Eğer takva sahibi olmak istiyorsanız (nikâhı düşen yabancı erkeklere karşı) yumuşak ve cilveli konuşmayın (ve laubali olmayın) . Sonra kalbinde maraz (şehvet ve nifak hastalığı) bulunan kimseler tama' ederek (sizinle ilgili nefsanî umut ve kuruntulara kapılır . Şayet konuşmak mecburiyetinde kaldığınızda da sadece) ciddi ve kısa (ma'ruf ve makul) sözler kullanın.

  • 33:33

    Hem vakarınızla (ağır başlı ve saygılı biçimde) evlerinizde (bulunup zaruri ihtiyaçlar, çalışma durumları, alışveriş ve öğretim konuları dışında, kendi hanenizde kalıp, yuvalarınızı eğitim ve üretim merkezlerine çevirmeye çalışın) . Evvelki cahiliye (devri kadınları) gibi süslenip saçılarak, (teşhircilik yapmak; güzel ve çekici yerlerinizi ve cilvelerinizi gösterip erkekleri kendinize baktırmak için) kırıla döküle sokağa çıkmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine itaatli (ve dikkatli-erdemli) davranın. Ey Ehl-i Beyt (Resulûllah'ın ailesi!) Gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) giderip arındırmayı ve sizi tertemiz kılmayı arzulamaktadır.

  • 33:34

    (Ey Peygamber hanımları ve ey mü'minlerin hayat arkadaşları; her durumda ve her konuda) Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti (Peygamber sünnetini ve öğütlerini) hatırlayın (tekrarlayıp aktarın ve ona göre davranın) . Şüphesiz Allah Latiftir (gizliliklere vakıftır), Haberdar olandır.

  • 33:35

    Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.

  • 33:36

    Allah ve Resulû, bir işe hükmettiği (bir konuda karar verdiği) zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için, artık o işte kendi isteklerine (ve beklentilerine) göre (başka görüşleri) seçme ve tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulû'ne isyan ederse (Ayet ve hadislerin açık hükümlerini çiğner ve kendi keyfince te'vil edip tersine çevirirse) , işte gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.

  • 33:37

    (Ey Nebim!) Hani Sen, Allah'ın kendisine nimet (ve fazilet) verdiği ve Senin de kendisine nimet (ve kıymet) verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan (onların kınamalarından ve fitne çıkarmalarından) çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi (Halan kızı Zeyneb'in bir türlü ısınıp uzlaşamadığı evlatlığın Zeyd'den ayrılacağı ve Senin de sahipsiz kalmaması ve kırılan kalbinin onarılması için onu nikâhlayacağın gerçeğini) kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha layıktır. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu Seninle evlendirdik (buna izin verdik) ; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın (diye yolunu açtık. Böylece) Allah'ın emri (hükmü) yerine getirilmiş (bulunmaktadır) .

  • 33:38

    Allah'ın kendisine farz kıldığı (ve helal saydığı) bir şey (i yerine getirme) de peygamber üzerine hiçbir güçlük ve sorumluluk yoktur (ve bundan dolayı kınanması çirkindir ve cehalettir. Bu) Daha önce gelip geçen (ümmet) lerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri; (bütün işleri ve hükümleri, ölçüyle tanzim ve) takdir edilmiş bir kaderdir. (Bunun değiştirilmesi ve geciktirilmesi mümkün değildir.)

  • 33:39

    (Rabbinin seçtiği ve rehber tayin ettiği kutlu insanlar) Ki onlar; Allah'ın risaletini (mesaj ve müjdesini öğrenip öğreten ve) tebliğ edenlerdir; O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. (Zaten) Hesap görücü olarak Allah kâfidir.

  • 33:40

    Muhammed (A.S) , sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak O (Hz. Muhammed A.S) Allah'ın Resulû ve Peygamberlerin sonuncusudur. (Hatemen-Nebiyydir. Nübüvvet ve rehberliği kıyamete kadar süreklidir.) Allah (geçmiş, gelecek, gerekli ve geçerli olan) her şeyi (ayrıntılarıyla) Bilen (ve bildirendir) .

  • 33:41

    Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. (Her konuda Kur'an'a ve sünnete göre hareket edin ve Rabbinizi dilinizden ve gönlünüzden düşürmeyin.)

  • 33:42

    Akşam sabah, O'nun bütün eksikliklerden uzak olduğunu ilân (tesbih) edin.

  • 33:43

    Çünkü O'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmektedir, melekleri de (size dua ve destekle görevlidir) . O, mü'minleri çok Esirgeyicidir.

  • 33:44

    İşte (ahirette) O'na (Allah'a) kavuşacakları (mutluluk) gününde mü'min-lere sağlık ve esenlik dileği "Selam"dır. (Allah inananlara, evet) Onlara üstün ve güzel bir ecir (cennet) hazırlayıvermiştir.

  • 33:45

    Ey Peygamber, gerçekten Biz Seni (insanlar üzerinde) bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

  • 33:46

    Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ (aydınlatıcı bir kurtuluş feneri) olarak (görevlendirdik) .

  • 33:47

    (Öyle ise Hz. Peygamberin sünnetine ve hayat sistemine tabi olan) Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl (ikram ve ihtişam) var edilmiştir.

  • 33:48

    (Sakın, hiçbir konuda) Kâfirlere ve münafıklara itaat etmeye (yanaşma, onların ve güvendikleri şeytani odakların) eziyetlerine aldırma, (sadece ve her süreçte) ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeterlidir.

  • 33:49

    Ey iman edenler, mü'min kadınları nikâhlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (yeterli miktar mut'alarını: Tanışma ve dayanışma yardımlarını verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları boşayıverin.

  • 33:50

    Ey Peygamber, gerçekten Biz Sana (nikâh) ücretlerini (mehirlerini) verdiğin (kendi) hanımlarını ve Allah'ın Sana ganimet (özel bir nimet ve kısmet) olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu (özel nikâh sözleşmeli kadınlar) ile Seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini Peygambere hibe eden (Allah rızası için Efendimizin hizmetinde olmayı hedefleyen) ve Peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -diğer mü'minler için değil, sadece Sana has olmak üzere- (senin için helâl kıldık) . Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (sözleşmelileri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik, ki) böylelikle Senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.

  • 33:51

    (Ey Nebim, bu hanımlarından) Onlardan dilediğini erteleyip geri bırakıverirsin, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından (ise) , istek duyduklarına (dönmende) Senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Halimdir. (Hemen cezalandırmayıp kullarına mühlet ve fırsat verendir.)

  • 33:52

    Bundan sonra (başka) kadınlarla (evlenmek) ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri Senin hoşuna gitse bile- Sana helal değildir; ancak elinin altında bulunanlar (şimdilik) hariçtir. Allah her şeyi Gözetleyip Denetleyendir.

  • 33:53

    Ey iman edenler! (Rastgele ve izinsiz şekilde) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) Davet edildiğiniz zaman (ise edep ve hürmetle içeri) girin, yemeği yeyince (de hemen) dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden (kalkınız demekten) utanmaktadır; oysa Allah, Hak (kı açıklamak) tan utanmaz. Onlardan (Peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz (veya soru yönelteceğiniz) zaman, perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah'ın Resûlü'ne eziyet vermeniz ve ondan (ölümünden) sonra eşlerini nikâhlamanız size ebedi olarak (helâl) olmaz (onlar anneniz konumundadır) . Çünkü böyle yapmanız, Allah katında çok büyük (bir günah) tır.

  • 33:54

    Bir şeyi açığa vursanız da, saklı tutsanız da; şüphesiz Allah, her şeyi bilici olandır. (Bu nedenle kalplerinize ve niyetlerinize dikkat etmeniz lazımdır.)

  • 33:55

    Onlar (Peygamberin hanımları) için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, (bunların) kadınları ve sağ ellerinin malik olduğu (evin güvenli ve sürekli hizmetkârları) hakkında (onlarla seviyeli ve samimi davranmak hususunda) bir sakınca yoktur. (Ey Müslüman kadınlar) Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, her şeye şahid olandır.

  • 33:56

    Şüphesiz, Allah ve O'nun melekleri (ve kâinattaki tüm görevlileri ve enerji (nur) güçleri Hz.) Peygambere salat edip (dua ve destek vermektedir. Öyle ise) Ey iman edenler, siz de O'na salat edin (Hz. Peygamberin sünnetine ve hayat sistemine uyuverin ve Hakk Dinin hâkimiyeti için gayret gösterin) ve tam bir teslimiyetle O'na salatü selam verin. (Resulûllah'a saygılı ve itaatli davranın).

  • 33:57

    Gerçek şu ki, (her asırda ve her fırsatta) Allah'a ve Elçisine eziyet verenler (dinine ve davasına hıyanet edenler) var ya; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiştir ve onlar için (her iki alemde) aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır (vaktini beklemektedir) .

  • 33:58

    Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara işlemedikleri bir suç nedeniyle hakaret ve zahmet edenler (ve onların haklarına ve haysiyetlerine tecavüze yeltenenler) gerçekten büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

  • 33:59

    Ey Nebi, kendi hanımlarına, kızlarına ve mü'min kadınlara: Dış elbiselerinden (cilbaplarından) üstlerine giymelerini söyle; (bu) onların, (hürriyet ve iffet sahibi olarak) tanınması ve (her türlü taciz ve) eziyete uğramaması için en uygun olanıdır. Allah Gafur ve Rahim'dir.

  • 33:60

    Yemin olsun ki, eğer münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde (ülkede yalan haber ve yanıltıcı yorum yazarak) kışkırtıcılık yapanlar (bu fesatlıklarından) vazgeçmeyecek olurlarsa, mutlaka Seni onların karşısına dikeriz (ve galip getiririz,) sonra Seninle (pek az bir süre aynı ülkede) birlikte kalabilir (ve fesatlıklarını sürdürebilirler.)

  • 33:61

    (Ardından mutlaka) Lanete uğratılmış (ve hıyanetlerinin farkına varılmış) lar olarak nerede bulunsalar yakalanır ve (hemen) öldürülüp kahru perişan edilirler.

  • 33:62

    (Bu) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın. (Allah'ın doğal ve sosyal kanunları her zaman geçerlidir ve yürürlüktedir.)

  • 33:63

    İnsanlar, Sana (kıyamet) saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın katındadır." Ne bilirsin; belki de kıyamet-saati pek yakındır. (Bu nedenle her an ve her asırda ahirete hazırlanmak lazımdır).

  • 33:64

    Gerçekten Allah, kâfirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır.

  • 33:65

    (Kafirler) Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır.

  • 33:66

    (Dünyada Siyonist Yahudiler gibi ğadaba uğramış ve emperyalist Hıristiyanlar gibi sapıtmış zihniyet ve şahsiyetlere ve işbirlikçilerine uyarak, İslam'ın özünden ve Kur'an'ın izinden uzaklaşarak, doğrudan veya dolaylı biçimde küfre ve kötülüğe bulaşanların, cehennemde) Yüzlerinin (ve tüm bedenlerinin) ateşte çevrildiği gün: "Eyvahlar-yazıklar olsun bize! Keşke Allah'a itaat etseydik. Ve Resulûne uyup peşine gitseydik" diyerek (pişmanlık duyacaklardır) .

  • 33:67

    Ve diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! "Sadat"ımıza (Bazı Tarikat ve maneviyat rehberlerimize ve hoca efendilerimize) ve "Kübera"mıza (Devlet, siyaset ve servet büyüklerimize aldanıp haksız ve ahlaksız işlerine) itaat ettik. (Bu iki sınıfın vaazlarına ve vaadlerine inanıp peşlerinden gittik. Onlar ise bizim iyi niyetimizi ve teslimiyetimizi istismar edip, bizleri kâfir ve zalim sistemlere peşkeş çektiler.) Böylece onlar bizi Hakk yoldan saptırmışlardı."

  • 33:68

    "Ey Rabbimiz! Şimdi onlara (Talebelerini ve tabilerini mason ve münafık güçlere peşkeş çeken hoca efendilere ve dünyası için davasından dönen siyasetçilere, dünyamızı ve ahiretimizi mahveden bu din ve devlet büyüklerimize bize vereceğin) azaptan iki katını ver ve onları büyük bir lanetle kahret" (deyip kurtulmaya çalışacaklardır) .

  • 33:69

    Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah Onu (iftiracıların) demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah katında vecihti (seçkin ve şahsiyetli birisiydi) .

  • 33:70

    Ey iman edenler, Allah'tan korkun (kendinize çeki düzen verin) ve (her konuda mutlaka) doğru söz söyleyin.

  • 33:71

    Ki (Allah) amellerinizi (karşılıklı muamelelerinizi) ıslah edip (iyileştirip düzeltsin) ve günahlarınızı bağışlayıp (kötülüklerinizi gidersin) . Kim Allah'a ve Elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla huzura ve başarıya erişmiştir.

  • 33:72

    Gerçek şu ki, Biz emanetleri (İslamiyet'i ve Hilâfeti) göklere, yere ve dağlara (ve bunlardaki mahlûkata) arz ve teklif ettik de; onlar bunun (sorumluluğunu) yüklenmekten kaçındılar ve ondan (gereğini yapamadıklarında gelecek azaptan) korkuya kapıldılar... (Ama) O'nu (yeryüzünde Allah'a halifelik ve adaletle yöneticilik sorumluluğunu) insan yüklendi. Gerçekten o, pek zalim ve çok cahildir (ki Rabbinin emri ve isteği yerde kalmasın diye çok riskli bir cesaretle böyle bir mesuliyetin altına girmiş ve bir nevi kahramanlık göstermiştir) .

  • 33:73

    (Allah bu emaneti insana yüklemiş ve onu imtihana çekmiştir ki böylece) Münafık erkekleri ve münafık kadınları, (ayrıca) müşrik erkekleri ve müşrik kadınları (ortaya çıkarsın ve onları) azaplandırsın. Ve yine mü'min erkekleri ve mü'min kadınları (da bu deneme ve elenme sonucu anlaşılsın ve onları) tövbelerini kabul edip bağışlasın. Allah çok Bağışlayandır, Acıyıp Esirgeyendir.